Benden Sonra Gelecekler İçin Güzel İzler Bıraktım

Zuhal Mansfield

Zuhal Mansfield



29 Ağustos 2014, 10:14

 Etrafınızda, hayatın hemen hemen her alanında başarılı olan kadınlara rastlarsınız. Onlar, her zaman “Ne yaptığımı biliyorum.” imajı çizerler. Dinamik ve memnun bir havaları vardır. Tam zamanlı çalışma tempolarıyla eş zamanlı olarak aile hayatlarını yönetirlerken sakin vemutludurlar. Sizce nasıl başarıyorlar? İşte bu sorunun cevabını sizlere sihirli bir sırrının olduğuna inandığım iş kadını, girişimci, lider, öncü, hayat dolu, madenci, güçlü, kararlı, çözüm odaklı, iletişimci, iddialı, kendinden emin ve İskenderunlu olan Zuhal Mansfield anlatıyor.

fotoğraf (2)Cemile US: Öncelikle iş dünyasında başarılı işlere imza atan Zuhal Mansfield, sosyal hayatında nasıl biri merak edenler için sizi biraz daha derinden ve yakından tanıyabilir miyiz?

Zuhal MANSFIELD: Sosyal hayatımda iş hayatımdan daha yoğunum. Neredeyse 25 yıl yurt dışında yaşarken hep meşguldüm. Okumak, keşfetmek ve çalışmakla geçti yıllar. 12 yıl evvel dönüp geldiğimde sosyal alanda çok ciddi eksiklerimiz vardı. STK’lar azdı ve gönüllü çalışmanın arkasında yatan niyet tam anlaşılmamış gibiydi. Bu günlerde STK’lar toplum için ne kadar önemli olduklarının bilincindeler. Artık 100 yıllık başkanlar prim yapmıyorlar. Mesleki veya makam körlükleri oluşuyor düşüncesinde herkes hem fikir.

Bu arada KAGIDER Kadın Girişimciler Derneğinin kurucu üyesiyim. Kadın Girişimci düşüncesine sıcak bakan Sayın Hüseyin Başusta sayesinde 4,5 yıl TRT’de “Başarının Formülü”, “Memleket Meselesi”"Dış İlişkilerimiz” konulu program sunuculuğu yaptım.  Burada ki görünen amaç, programa çağırdıklarımızı topluma örnek göstermekti ama gizli amacımız onları takdir etmek, motive etmekti.  Çok başarılı olduk neden mi? Zira programımıza konuk olan herkes bugün hala başarıdan başarıya koşuyorlar.

Turco Money dergisinde ” Kadın Gözüyle ” diye ekonomi köşe yazarlığı yapıyorum ayrıca bir internet sitesinde de, gözlemlerimi anlatıyorum. İlk ödülümü 2000 yılında “Yurt Dışında Yaşayan En Başarılı Girişimci” olarak aldım. En son aldığım ödül ise 2013 Aralık IWEC “Uluslararası Zoru Başaran Kadınlar” ödülü. Bu iki ödül arası birçok kurum ve kuruluştan ödüller plaketler almak insanı acayip mutlu ve motive ediyor. Bende elimden geldiğince bu motivasyonu gençlerle paylaşıyorum. Bugüne kadar yani 12 yılda yaklaşık 100 konferans, seminer verdim. Tecrübelerimi aktarmaya, gençlere “ben yaptım- sen hayda hayda yaparsın” mesajı vermeye çalıştım.

US: Sosyal yaşantınızın temelinde birçok STK var. Hangi STK’lar içerisinde yer alıyorsunuz?

MANSFIELD: Dediğim gibi STK’ların azalması anlamında kendime düşeni yapmaya, tecrübelerimi aktarmaya çalışıyorum. İlk olarak; DEİK Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunda görev aldım. Seçimle Avrasya Yönetim Kuruluna seçildim ve önce Azerbaycan İş Konseyi’nde Başkan yardımcılığı, sonrasında Belarus İş konseyi Başkanlığı yaptım. Arkasından Afrika İş Konseyleri Başkan Yardımcılığı ve Mısır İş Konseyi Başkanı oldum. Görevim devam ediyor. Bu arada TOBB Bilecik İli Kadın Girişimciler Kurul Başkanlığı yapıyorum ve KAGIDER Kadın Girişimciler Derneğinin kurucu üyesiyim.

fotoğraf (6)US: Hayatın tesadüflerden ibaret olduğuna ve şansınıza ne kadar inanırsınız ya da güvenirsiniz?

MANSFIELD:  Albert Einstein’nın en sevdiğim sözü ile cevap vermek isterim  “Hayatı yaşamanın iki yolu vardır diyor;  Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri her şeyin mucize olduğunu düşünmek. Ben her şeyin mucize olduğunu düşünenlerdenim. Tek yapmanız gereken hayatı kabullenmeyi öğrenmelisiniz.

US: Bütün  kitaplar başarı hikâyelerinden yola çıkılarak geliştirilen teorilerle doludur. Bana göre başarı da fark yaratan tek unsur “şans”. Anahtar kelime de “sevgi”. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim? Başarıyı nasıl tanımlarsınız?

MANSFIELD: Şansı bilmem ölçülebilir bir şey de değil üstelik. Milli piyangodan teselli ikramiyesi çıkan arkadaşım sevineceğine şu numara bu olsaydı diye çok dövünmüştü. Ben şansın ara ara gelen bir şey olduğuna inanmıyorum. Zaten hepimiz çok çok şanslıyız ki başta sağlıklıyız ve bu seçilmişler gezegeni dünyadayız. Birbirinden güzel her şeylerle donatılmışız, milyonlarca çiçekler, kuşlar, şu mavi gök kubbe, her şey her şey bizim için var. Sevgiye gelince haklısınız.  Sevgiyle yapılan hiçbir iş sizi yormaz. Çok güzel bir sözde bunun için var ; “İşini sev ve bir gün dahi işe gitme” Ama başarı başka bir şeydir.  Neticesi güzel olan ve sizi sevindiren her şey başarıdır bence, bir de başkalarına fayda sağlıyorsa bu daha büyük bir başarıdır.

Başarı, şans sadece ” para kazanmak” değildir, başarı her yerdedir. Yakalanan hatta geçilen hedefte, ilk defa yapmanıza rağmen kabaran bir kek de, kimseye sormadan bulunan adreste, kaçırmadan giyilen çorapta, sevdiğiniz bir konserde bilet bulmakta. İlk seferde ehliyet almakta, en aksi insanla güven veya dostluk köprüsü kurmakta, her yıl büyümekte, daha fazla kişiyi istihdam ederek onların ekonomik özgürlüğüne vesile olmakta, kısacası başarı her yerde.

fotograf (2)US: Mesela sosyal yaşamınızda ya da iş hayatınızda sıkıldığınızda ya da motivasyonunuz düştüğünde neler yapıyorsunuz?

MANSFIELD: Her ne yapıyorsam o an bırakırım. Motivasyonumu artıracak şeyler yapmaya başlarım. Müzik dinlerim, şarkı söylerim, kendimi daha iyi hissettiğim anları ve yerleri düşünürüm. Evdeysem mutsuz olmam imkânsız zaten Rodin ve Rita ( dobermanlarım) buna asla izin vermezler, hisseder ve beni oyalarlar. Bazen bu saydıklarımın hepsini birden yaparım. Motivasyonumu genelde sorunlar düşürür. Sorunu,  içindeyken çözemezseniz bazen uzaklaşıp bakış açınızı değiştirmeniz, bazen de yakınlaşıp detaya inmeniz gerekebilir. Tüm bunlar için de yeniden, yeniden motive olmanız gerekir.

 

US: Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallarınız var mı?

Olmaz mı hepimizin çalışma kuralları var. Mesela “bilmiyorum” kelimesine karşıyım. Olay bana kadar geldiğinde, getiren kişinin konuyla alakalı her şeyi biliyor olmasını isterim. Her şey denenmiş ve hala çözüm bulunamamışsa bana gelmelerini normal karşılarım. IK (İnsan Kaynakları) ülkemde ciddi bir sorun. Her çalışan patronunu; falcı veya psikolog ya da elinde sihirli değneği olan sihir yapan biri falan sanıyorlar. Her sorunu,  her konuyu işverenin çözmesi gerektiğine inanıyorlar. Karşılığında işini yapmasının yeterli olduğunu düşünüyor ama kendi işiyle alakalı ” daha iyi”,”daha verimkâr nasıl çalışabilirim, “şirketime nasıl fayda sağlar ve kendimi vazgeçilmez yapabilirim”,”şu sorunu nasıl çözebilirim” diye bir dertleri yok. Dürüst olmayı, işe gelip gitmeyi mutlak değil, erdemlik sayılıyorlar. Ben bunların tamamına karşıyım.

İş yeri bir saat gibidir, saatin küçük veya büyük parçaları olabilir ama bir saatte işe yaramaz hiç bir parça olamaz varsa saat bozuk demektir. Büyük ya da küçük hangi parçayı çıkarırsanız çıkarın saat çalışmaz. Saatin çalışması her bir parçanın kendine düşeni yapmasını gerektirir. Kısaca her saat müthiş bir “ekip çalışması” sergiler. İş yeri de böyle olmak durumundadır ve her birey bütünün bir parçasıdır. İş yerindeki başarı bir kişiye ait olamaz. Her ne kadar ödülü, plaketi patron alsa da; Başarı ekip işidir.

US: Çalışma hayatınızda hiç bayan olduğunuz için ayrımcılık ve önyargılarla karşılaştınız mı? Eğer karşılaştıysanız kısaca özetleyerek bu süreçlerle nasıl başa çıktınız?

MANSFIELD: Türkiye’ye dönenceye kadar cinsiyetimin avantaj veya dezavantaj olabileceğinin hiç farkında değildim. Yaşadığım ve iş hayatına atıldığım ülkelerde kadın ve erkek bir bütünün diğer yarısından ibaretti. Mesela İsveç,  bugün bile parlamentosundaki kadın sayısıyla parmak ısırtıyor. Afrika, anlat dediklerinde Afrika kadın diyorum öylesine eşitler. Çok güzel bir Afrika atasözü var onu söylemeden geçemeyeceğim. “Gölün diğer yarısı kadınların”  der Afrikalı. Avustralya cinsiyet ayrımcılığının olmadığı bir başka ülke, peşine Çin’de yaşamaya başladım orada da kadınlar öylesine eşit ki inşaat işçisi, otobüs şoförü, demir yolu çalışanı veya üst düzey yöneticisi, banka genel müdürü olabiliyorlar. 25 yılın sonunda Türkiye’ye gelince cinsiyet ayrımcılığını saçımın teline kadar hissettim. Toplumun kadına bakışı karşısında, gençlerin ne kadar töhmet ve suçluluk duyguları altında yaşadıklarını görüyor ve kahroluyorum. Tabi bazen aynı baskıyı veya baskı kurmaya çalışan zavallı bakışları kendi üzerimde de hissediyorum. Bu tür davrananların aslında başarıyı kıskanan, basiretsiz, ezik, başarısız olduklarını biliyorum. Kendi başarısızlığını bana yüklemeye çalışan bu tür erkeklerimiz Allah’tan çoğunluğu teşkil etmiyorlar.

“Hayatı yaşamanın iki yolu vardır; Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri her şeyin mucize olduğunu düşünmek.” Albert Einstein

US: Tüm bu yaşadıklarınızın arkasındaki ilham ve güç kaynağınız nedir desem?

MANSFIELD: Madem hayatımı kazanmayı, kendi ayaklarımın üzerinde durmayı, ekonomik özgürlüğü seçmiştim. O halde elimden gelenin en iyisini yapmalıydım. Daha iyi olabilir miydi? Evet, daha iyisi olabilirdi. Hâlâ bu fırsat kaçmış değil J ve hâlâ daha iyisi için uğraşıyorum.

fotograf (1)US: Yaşamına aynı anda çok şeyi sığdıran sosyal birisiniz. Yaşanmış bu güzel hikâyeden kendi yaşam öykümüze neler ekleyebiliriz? Tavsiyeleriniz nelerdir?

MANSFIELD: Koca bir hayat içinde neredeyse bin hayat yaşadım ve milyonlarca tecrübe neticesinde tek bir şeyi net öğrendim. Algıların açık olması gerekiyor ve işaretleri doğru okumalısınız. Yaşam bize, hepimize eşit şeyler sunuyor ve o an onu görebilmelisiniz. İşaretleri görebilmek için yürekte ve ruh da huzur önemli. Huzurun ilk şartı ise şükür. Sonrası size kalmış.

US: Bizlere biraz da Hatayla olan hikâyenizi anlatır mısınız?

MANSFIELD: Memur olan babamın İskenderun’da görevli olduğunda dünyaya gelmişim. Aslen Karamanoğulları’ndanım. Doğduğum gün sokaklara isim veriliyormuş. Doğduğum sokağın adını da babam vermiş, Zuhal olmuş.  Doğum yerim İskenderun,  sorulduğu zaman Akdenizliyim derim. Hatay’a ait ne varsa severim.

US: Hataylılar ilimizin dışında birçok sektörde bizleri temsil ediyor ve tanıtıyor. Acaba dünya çapında işler başarmak ve adını duyurmak için neler yapmalı Hataylılar?

MANSFIELD: Hepimiz elimizden geleni yapıyoruz sadece Hatay için değil ülkemiz için çabalıyoruz. Bugün 11 yıl Çin’de yaşayan bir İskenderunlu olarak kendi sektörümde Çin pazarını kurdum. Kurmuş olduğum bu pazar şu an bir milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Bundan gurur duyuyorum. Henüz benim bu başarı öykümün üzerine öykü yazılmadı. Hayatımda birçok ilki gerçekleştirirken hep benden sonra gelecek olanlar için güzel izler bıraktım ( ben bunlara çakıl taşı diyorum) . Bu çakıl taşları sayesinde bugün madencilik sektörün de birçok kadın var.

Hatay ne yapabilir sorusunun cevabı çok;

  • Hatay’ı DÜNYA ORGANİK TARIM MERKEZİ yapabiliriz. Bu çeşit ve potansiyele ve iş gücüne sahibiz.
  • Hatay’ın İNANÇ TURİZİMİNİ daha bilinir yapabiliriz.
  • Hatay’ın ZENGİN MUTFAĞINI dünyaya tanıtabiliriz.
  • Sadece yemek değil Hatay’ın REÇEL CÜMBÜŞÜ dünya rafından bilinmeli. Uluslararası sipariş alıp gönderebilmeliyiz veya organize olup market zincirlerine girebilmeliyiz.
  • Bunun için öncelikle damak tadımızın uyduğu ülkelerde RESTORAN ZİNCİRLERİ açmalı oralarda tanıtım yapmalıyız.
  • İstanbul Feshane’de gösterdiğimiz BAŞARIYI ÜLKE SINIRLARI DIŞINA taşıyabilmeliyiz.
    • Hatay’ın GÜNDEM GERÇEĞİ SURİYELİLER, onları yaşama ve Hatay’a entegre edecek dernekler, birlikler, kurslar seminerler düzenleyebiliriz.
    • Dün çocuk olarak gelenler bugün okula gidecek durumdaysa onları kazanacak ve iki toplumu kaynaştıracak yöntemler bulmak durumundayız. Huzurun kendiliğinden var olmayacağını BİRLİKTELİK için uyumun mutlaklığını göz ardı edemeyiz.
    • Ciddi bir nüfusa sahip olan bu misafirleri,  ŞEHRİN POTANSİYELLERİNE katmalı fırsata çevirebilmeliyiz.
    • Nüfusun bu ani artışı karşısında, ihtiyaçları tespit edip, bu doğrultuda yatırım yapmalarını sağlamalı İSTİHDAM ALANLARI yaratmalıyız. Gitmelerinden çok kalmalarını, durmalarından çok ekonomiye katkıda bulunmalarını sağlamalıyız.
    • ULUSLARARASI göçmen büroları, bakanlıkları, yerel yönetimlerde temasa geçip, entegrasyon ve uyum için onların uyguladıkları yöntemleri uygulamalıyız.
    • Hal keza yine uluslararası birlikleri desteğe, yatırıma davet etmeliyiz. Bu kargaşayı FIRSATA çevirmeliyiz.
    • Ortak fili konuştuğumuz, ülkeler için sempozyumlar organize edip onlarla birlikte (Join Venture)  atılımlar yapmalıyız ki bu Hatay için hem Türkçe hem Arapça dili olması HATAY’I İKİ DEFA DAHA ŞANSLI hale getiriyor.

Sevgilerimle…

Uzun süre önce kanıtlandığı gibi, kadınlar, birçok zorlu meslek konusunda en az erkekler kadar bilgili ve başarılı olabilmektedirler. İşte Zuhal Mansfield bunun en güzel ve en başarılı örneği. Güven bir kadının üstüne yakışan en güzel özellik. Özellikle erkek egemen bir toplumda kendine güvenen kadın olmak, kekin üzerindeki krema gibi başarının lezzetini tamamlıyor!

Kimlik Kartı

  • Doğum Yeri: İskenderun
  • Eğitim: Yüksekokul
  • Medeni Hal: Bekâr
  • Burcunuz: Akrep
  • En Büyük Hobiniz: Daha mutlu olmanın yollarını aramak, Plan yapmak, Deniz,  Yeni yerlere gitmek, Farklı kültürleri öğrenmek, Çok kalın ve çok siyasi olmayan farklı kitaplar okumak, Sinemaya gitmek, Koleksiyonlarımla uğraşmak, Evin modelini değiştirmek, Yemek yapmak, Dobermanlarımla piknik yapmak, Yüzmek.
  • Fobim: Kilo almak, kilo almak, kilo almak J
  • Tuttuğunuz Takım: Milli Takım
  • Parfümünüz: Sürekli değişir her gün yeni bir şey çıkıyor.
  • Uğurlu Gün: Her gün
  • Uğurlu Sayınız: Her sayı ama 888 ayrı güzel J

 

Hatay Life Test

  • Son izlediğiniz sinema filmi? Vizyonu hep takip ederim. Son seyrettiğim film “Yaşamın Sınırında ( Tom Cruise) Edge of Tomorrow “çok güzeldi. Kurgu bilim ve aksiyon filmleri tercihim.
  • En sevdiğiniz tatlı? Taş Kadayıf
  • Genellikle ne tarz müzik dinlersiniz? Her tür ama en sevdiğim müzik türü Opera Müziği.
  • İnsana bahşedilen en güzel şeylerden biri: Sağlık ve akıl.
  • En sevdiğiniz ve yaşamak istediğiniz ülke? Türkiye
  • En sevdiğiniz renk? Siyah hariç her renk
  • En beğendiğiniz oyuncu(lar)? Rolün hakkını veren tüm sanatçılar.
  • En büyük hayaliniz? Büyük bir teknede yaşamak
  • Aşka bakışınızı en iyi anlatan şarkı hangisi? “It is a Man’s World”
  • Başarınızın arkasındaki en önemli güç? Azmim, disiplinli çalışmam, pozitif olmam.
  • Spor olarak ne yapıyorsunuz? Sahilde yürüyorum, nadiren J ve fırsat buldukça yüzüyorum.
  • Sizce moda neyi ifade ediyor? Renklerin uyumunu.
  • En vazgeçemediğiniz aksesuar? Küpe
  • En sevdiğiniz yemek? Sahanda tereyağlı yumurta
  • En beğendiğiniz söz? “İrfan sahibi insan olmak”

 

Hatay Life Kısa Kısa

  • Güzelliğimi genlerime borçluyum.
  • Kendimi her ortamda rahat hissediyorum.
  • Benim için güzellik: Sadece, kılık kıyafet saç makyajdan oluşmaz tüm bunların yanı sıra davranışlar, düşünce ve ruh güzelliği, aile ahlakı ve eğitimle tamamlanmış bir bütünlüktür.
  • Keşke yeniden şu olsaydım. Çünkü diyeceğim hiçbir şey yok. Maşallah diyelim. Ben Yaradanın sevgili kullarındanım. Hayallerimin neredeyse tamamını gerçekleştirdim.
  • Ticari bilgim, uluslararası iletişimim bir hayli zengin ve her konuda kendime çok emek verdim. Duruşum sağlam çizgim bellidir. Bir konudan daha çok eminim; 30 – 35 yıl önce beni bilenle, 1 yıl önce bilen bir araya geldiğinde beni aynı kelimelerle birbirlerine anlatırlar. Neysem oyum kısaca.
  • En güzel yaptığım yemek: Patlıcanlı börek ve neredeyse her yemeği güzel yaparım. Yemek yapmayı severim.
  • Hayatta en çok vazgeçmekten, bir de yalancı insanlardan korkarım
  • Gülmek ve mutlu olmak için milyonlarca nedenim var.
  • Hayatta vazgeçemem dediğim hiçbir şey yok. Tutku bana göre değil.
  • Hayattaki tek zaafım: Tatlı
  • Kendimi mutsuz hissettiğimde bol bol uyurum.
  • Bir günlüğüne görünmez olmak veya uzayda yürümek isterdim.
  • Şu sıralar iPad’i bir an olsun yanımdan ayırmıyorum.

2(3)



http://www.hataylife.com/?p=1077

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.