İslami Sivil Toplum Kuruluşlarının Bereketsizliği Üzerine Birkaç Kelam


Ragıp Burak ÖZDEMİR

Ragıp Burak ÖZDEMİR

04 Temmuz 2016, 10:26

İslami Sivil Toplum Kuruluşlarının Bereketsizliği Üzerine Birkaç Kelam…

Bugün etrafımıza baktığınızda, hemen hemen her sokakta kendilerini gösteren birer tane “İslami STK”

bulmamız mümkündür. Bu İslami STK Lara sorsanız, kendilerinin iddiaları çok büyüktür. El hak bizde

bunun böyle olduğuna inanırız.

- Kudüs ve Mescidi Aksayı özgürleştirme iddiaları

- Kâbe’nin etrafının vahşi kapitalistlerden arındırma çabaları,

- Anadolu ve gönül coğrafyamızı tam bağımsız bir idareye kavuşturmaları,

- Dünyanın her yerinde, zulüm gören, baskı ve şiddete maruz kalan Müslüman kardeşlerimizin

ızdırabına deva olma gayreti,

- Uçuruma sürüklenen ve her an kurtarılmayı bekleyen gözlerle etraftan yardım uman

gençlerin acısını çeken abiler , ablalar vb. daha sayamayacağımız kadar çok fazla olan, iddia ve

gayret sahibi STK larımız, derneklerimiz, vakıflarımız var bizim, Elhamdülillah.

Ancak her ne hikmetse, hemen hemen her köşe başı ve mahallede bir İslami STK mız olmasına

rağmen; ve her birinin muazzam büyüklükte davaları ve gayretleri olmasına rağmen, bugün

baktığınızda, ne Kudüs ve Aksa kurtulabilmiş ne yeni nesil ahlak ve maneviyat düsturu ile

yaşantılarına İslami tatbik edebilmişler.( Elbette derdi olan kimseleri bundan muaf tutarız.) Ne de

coğrafyamız tam bağımsız bir hal kazanabilmiş.

O zaman akla gelmez mi şu soru; gayretleri ve davaları her şeyden yüksek olan ve sayıları 100lerle

ifade edilen, STK’lar ne işe yarıyor ve neden varlar.

Bölgede ki esnaflarla iyi ilişkiler kurarak, kirasını ve sabit giderlerini bir şekilde karşılayan, haftada 2

sefer toplanıp ilmi sohbet yapan, ramazanda sarı zarflar dağıtarak hayırlı çalışmalar için finans

sağlanması amaçlanan, kurban derisi organizasyonları ve esnaf kumbaraları ile toplanan paralar ile

birkaç öğrenci okutan bu STK’lar için bütün sorumlulukları bitmiştir. Bunlar Allah katında kendilerine

verilen nimetlerinde şükrünü eda edebilmişlerdir, diyebilmek mümkün mü?

Bunu demenin mümkün olmadığı gün gibi ortadadır. Peki İslami çalışmalarımızda, gayretimize ve

mücadelemize rağmen, muvaffakiyet eksikliğinin nedeni nedir? Elbette ki imtihandan geçişimiz, gayet

makuldür. Ancak adı İslami olan çalışmalarda keşke olmasaydı diyeceğimiz, bazı hatalarımızda yok

mu, kıymetli okuyucumuz.

1. İslami çalışmalarımızı bahane ederek, mahremiyet prensiplerini göz ardı edip, kadınlarımızı

meydanlara sürdük. Elbette kadınlarımızın bu çalışmaların içinde yer almak hakkıdır. Ancak

alabildiğine makyaj ile, yardım standlarının başında bekleyip, gelen geçenlere gülücük

saçmalarının da, islami olan bir tarafı yokturdur.

2. Toplumsay hayatta ki, Müslümanlığın mücadelesini yaparken, özel hayatın ve bireysel

ibadetlerimizin gerektirdiği “İslamiliğimizi” k aybettik. Meydanlarda sağ elimiz havada

bağırdık, ışıklı bayrakları stadlarda salladık, sosyal alemde hadis ve ayet paylaştık; ancak

bakara makaracılardan rahatsız olmadık. Kaçan namazlardan, kalbimiz hüzünlenmedi.

İslamın bireysel oluşunu kaçırdık. Kamusal oluşunun mücadelesine kapıldık.

3. Yetişmiş ve birikimli kadroları devlet içerisi yerleştirmeyi ve devlet imkanlarında, özellikle

belediyelerden nemalanmayı, asli vazifelerimizden saydık. Hareket içerisinde

üretkenliğimizi kaybettik.

4. Daha büyük işlerle uğraştığımızı iddia ederek, yeni ve birikimli nesil yetişmedi ve üretkenlik

yok oldu. Buna bağlı olarak, iktidarda ki imtihanımız, muhalefette ki imtihandan daha çetin

oldu.

5. Hareketler ve STK lar içinde, takva ehli olmak, samimiyet sahibi olmak, ilim gibi

prensiplerden vazgeçtik ve para, bağlantı sahibi olmak gibi özellikleri öne çıkardık. Belki bu

şahıslar, bürokraside ki nir engelimizi çözebildi, belki belediyeden derneğe, mali destek, arsa

kapabildi, ancak hareketin ruhuna ne kattı?

6. Dernek, vakıf ya da her neyin içinde isek, onu muhafazayı, bir müddet sonra konumumuzu

muhafazaya çevirdik. Misyonumuz üstünden, kendimize paye kazanmaya çalıştık.

7. İslami ilimleri unuttuk. İlmihal, hadis, tefsir vb. kavramlar ulaşılamaz oldu. Vakıf

binalarında, genel merkezlerinde ayakta bevletmeyi sağlayacak pisuarlar koyduk ve genel

merkezleri uyaran hiç kimse çıkmadı. Abdest almayı bilmeyen, dernek yöneticileri oldu.

Bunların tek marifeti, aylık gelirleri idi.

8. Yeni projeler gelmedi, yeni olan tüm projeler bitirilemedi.

9. Baş örtüsü ve imam hatipler dışında İslami kılan bir talep ve argüman geliştiremedik. Bu iki

argümanın, elimizden alınışına müsaade ettik. Bir tesettür markası düşünün ki, sloganı şu.

“Bütün gözler üzerinizde olacak…” Tesettürlü bacılarımızın, üzerine dikilen bu gözlerden

rahatsız olmadık.

10. İktidarın her yanlışına macun çekip, aklamanın yollarını aradık; sağdan, soldan ya da

bizden, her muhalefetin doğrusuna çamur attık.

11. ABD ve AB Cİ olarak anılmaktan ve incirlikteki üste, olan bitenden rahatsız olamadık.

Irakta, Namusu kirletilen 100 bin masum kadının ızdırabını yaşayamadık, Suriye’de

popülizm yapmaktan da geri durmadık.

12. Siyasal alandan dindarlık devşirmeye çalıştık. Şu partili olan bizden, olmayan kurtarılmayı

bekleyen nesnedir dedik.

13. İslamı bir rasyonellik zeminine oturtmaya çalıştık. Hz. Meryemin babasız hamile kalışını,

laboratuvar ortamındaymışçasına, pozitivizme yöneltmeye çalıştık. (bu bir örnekti. Bunun

gibi, islamı vahiy merkezli olmaktan çıkarıp, bilim icra alanı haline getirmenin çabasına

girdik.)

14. En büyük günahımız ise, bu günahlarda ısrarcı olduk. Uyarıları dikkate almadık. Bu yazıyı

okuduktan sonra dikkate almayacak olanlar gibi.

Vel hasılı azizim, şikayet etme makamında değiliz. Çözüm üretme ve uygulama makamındayız. Çözüm

ve uygulama bekleriz.

Ramazan bayramınızı kutlarım. Rabbim beratını alanlardan eylesin cümlemizi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
H.hüsnü Avcı - 3 yıl önce
kardeşim hislerine tercüman olmuşsun teşekkürler.